10/4/2009 · Kategori: Alintilar
Sana dair söylenecek bütün sözleri tükettim
Kelimeler dilsiz artık
Lal ettim kendimi
Sana bir şey söylemeyeceğim
Sustum
…
Sana söyleyeceklerimi de susturdum
.İki LâLe...Üç harf...Bir hayat...
...nazar değmesin diye...
.....
Bir aşka düşmek,bir kuyuya düşmektir.
Kader ve aşk bir kuyuda birlikte yıllarca yaşayabilir.
Yeter ki insanın içindeki Yusuf yanı onu dımdızlak bırakıp gitmemiş olsun.Yeter ki kuyu ,o kuyu olsun.
Aşk,bütün karanlıklara ve zamanlara karşı beklemeyi bilmenin ta kendisidir.Nasıl olsa kader,hep yanı başında ve olması gerekenin yanında yer alacaktır.
Aşk böyle tarifsiz bir alınyazısının ebcedidir...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
27/2/2009 · Kategori: resimli siirlerim
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
27/2/2009 · Kategori: resimli siirlerim
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
27/2/2009 · Kategori: Alintilar

Alnımda hiç görmediğim derin satırlar…
Gözlerimin altındakilerden çok farklı…
Artık ne çok benziyorum anneme!
Hayrın içinde şer, şerrin içinde hayr…
Hep aynı körlükle direndiğim, sabrettiğim ve katlandığım hayat,
alnıma neleri yazdırdıysa sil Rabbim!
Ben hiç yaşamadım, hiç bilemedim. Toyluğum hiç bitmedi.
Her defasında ilkti, yenilgilerim, her defasında ilk kez öylesi yanıldım.
Biliyorsun, ben hep o cahil kızdım.
Dediklerim o kadar büyüktü ve gölgesi o kadar çok yer kapladı ki karanlıkta kaldım.
Gördüklerimi de yürüdüğüm yerleri de aslında hiç bilemedim.
Çok düştüm, çok yaralandım ve ağladım.
Ama hiç düzelmedi adımlarım, gözlerim hiç aydınlanmadı.
Elimde rüzgâra sataşan bir mum…
Çok ışık tuttum da ben hep karanlıktaydım.
Biliyorsun hep çocukça oynadım.
Yaşadığımdan habersiz çok harca(n)dım.
Şimdi pişmanlıktan bile emin olmaktan korkuyorum.
Sanki bilirsem kaybolacak, sanki güvenirsem dağılacak, sanki seversem küçülecek…
Allah’ım ben hiç yaşamadım. Bunca yıl içinde bulunduğum hayatın bir figüranıydım.
İtildim bazen, bazen unutuldum.
Hiç kaçamadım, gidemedim hiç.
Şimdi yüzümde derin çizgiler, yorgunluğum ve yalnızlığım var.
Kimsenin dokunamadığı… Sana benim diye sunabileceklerim bunlar.
Şimdi, hayatın omuzlarıma yazdıklarını sil ne olur!
Doğumla ölmüş gibi, mutlu bir hayatı o an kaybetmiş gibi,
ardına bakıp da yürür gibi, kendi kendini kandırır gibi, ben hiç yaşamadım Allah’ım.
Ne olur sil hepsini!
Tûbâ Erdem
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
30/1/2009 ·

Bu Günlerde Kunut Duası'na Sığınıyorum!
Gündüzlerimin geceler kadar karardığı şu günlerde,
anasına sarılan küçük bir çocuk gibi Kunut Duası’na sığınıyorum.
Hani yatsı vakitlerinin en sonunda tam rükuya eğileceğiniz zaman
bir kere daha tekbir getirip kalbinizi açarsınız ya Rabbe...
İşte o yakarışlar, ciğerimin içinden kor bir alev gibi yükseliyor.
Kederliyim.
Kırgınım.
Şaşkınım.
“Filizkırıldı” fırtınasına yakalanmış gibiyim.
Konuşmanın ve yazmanın hiçbir fayda getirmeyeceği bir kin selinin önünde,
daha ne kadar dayanabilirim?
Allahım üzerimize sabır yağdır,
ayaklarımızı Hakk'ın onurlu yolunda sabit eyle.
Halbuki ben, büyüdüğümü zannederdim, insanın hayatta öğreneceği ne çok şey varmış meğer...
Ve bilinçaltında özenle biriktirilmiş kinin, garezin, öfkenin o akıl almaz cüssesi,
yine içlerimizde özenle istif edilmiş nefret odunlarını nasıl da ateşlermiş...
Ateş ve bela dalgası!
Resulullah’ın (sav) keder ve bela anlarında Kunut’u niçin ağlayarak okuduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Kunut, Kunut, Kunut!
Hz. Eyyub’un dediği gibi: “Acı, bana cidden değdi” Ya Rabbi.
Hz. Yakup’un söylediği gibi: “Ben şimdi kederimi yalnızca Sana anlatırım” Ya Rabbi...
“Allahım!”
“Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz,
razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz.
Sana inanırız, Sana tevbe ederiz. Sana güveniriz.
Bize verdiğin bütün nimetlerini bilerek Sen’i hayr ile överiz.
Sana şükrederiz.
Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları Sen’den başkasından bilmeyiz.
Nimetlerini inkâr eden ve Sana karşı geleni bırakırız.”
Bırakırız... Bırakırız... Bırakırız...
“Allahım!”
“Biz yalnızca Sana kulluk ederiz.”
Sana... Sana... Sana...
“Namazı yalnız Senin için kılarız.
Ancak Sana secde ederiz.
Yalnız Sana koşar, Sana koşar, Sana koşar ve Sana yakınlaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız.
İbadetlerini sevinçle yaparız.
Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz.
Azabındansa korkarız...”
Korkarız... Korkarız... Korkarız...
“Şüphesiz Senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.”
Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?
Yorum (yok) Yorum yaz!
26/1/2009 · Kategori: Alintilar
Nedensiz cevapların anlamsızlığında buldum kendimi..
Baktım ellerime,
Sonra gözlerime,
Ağız birliği yapmış gibi
Kimse bir şey söylemedi..
Korktum ihanet duyar adını..
Korktum korkularım çalar kapımı..
Ve açar gururum,
Kapanır aşkım..
Duvarlarında bağıra bağıra sloganlar.
'Seni Seviyorumm..'
Kızdığımda,
Kırıldığımda,
Bir hışımla söküp atmak istedim hepsini..
Kimbilir belki de istemedim
Yani demem o ki;
Öyle gizli
Öyle saklı sevmişim ki seni
Bana bile söylememişim..!
Yüzümü elimdeki izmarit kokularıyla yıkadım..
Sapsarı bir hüzün avuçlarımda,
Hala bir yanım yarım,
Ve birkezdaha sordum aynalara;
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
2/1/2009 · Kategori: Alintilar
Saat gecenin bilmem kaçı, yine sensizlik nöbetçi başımda..Düştün yine en sızısından aklıma..Bu gece epey uzun olacak anlaşıldı..
…
Hafiften burnum sızlamaya başlıyor, gerisinin gelmesi yakın..Ellerim yumruk halini alıyor istemeden, gözlerimden usul usul akan yaşlar, gittikçe hoyratlaşıyor mı ne..Hıçkırıklar yankılanmaya başladı bile..Gözlerim kan çanağı olmuş, kirpiklerim ne kadar da ıslak..Dilimde ise sürekli bir şeylere isyan eden kelimeler..Dualarım seni aklımdan çıkarmaya yönelik hep,hayallerim bulanık,seçemiyorum..!
Sen yığıntısının altında kalmış,tozlu bir can’ım artık..
Hıçkırıkların kucakladığı karanlık ve uykusuz gecelerdeyim..Bitimsiz zamanların kucağında sensizlik çöktü üstüme yine ve yine..Tüm gücümle göğüslemeye çalışıyorum seni ve senden arta kalanları..Sen yoksan sensizlik sarar beni,üzülme..!!!
Aşkın “ben” hali, ağzına kadar dolu iken
Aşkın “sen” hali yok gibiydi hep…
...
Burası sensizlik kokuyor,
“Mutluluk” yanımda küflenmiş, sanki bana bakıp gülüyor..
Veda acısının sıcaklığı geçmedi üstümden,
Yalnızlığımın sesini dinliyorum, gözyaşlarım eşlik ediyor bu gece yine…
Yanımda kırık dökük hayaller,birazda sitem var işte..
Birazda özlem belkide..
Söylesene;
Her gün biraz daha mı unutuyorsun beni..Alışıyor musun bensizliğe..?
Gözyaşların bir iki damlamı akıyor artık..o da öylesine mi…?
Hangi gönüllerde meze oluyorsun…Kimler çeliyor aklını..?
Söylesene;
Gitmek için mi gelmiştin..?
Ya ben; unutmak için mi sevmiştim seni..?
Cevapsız sorulardı,bilirdim..
...
Gittiğin gündü..
Damarlarımdan çekildi sanki yaşama gücüm..Sensizliğin kabuk bağlayacağını iliklerime kadar hissettiğim zamandı..
Hiç unutmam; Beni dağıttığın gündü o gün..
Bitirdiğin gündü;
Ardından bir boşluk oluştu,içine çekiyordu beni..Senin içinde boğuluyordum adeta..Çırpınmanın faydasız olduğu,elimi uzatmanın çok geç olduğu bir zamandı..
Kurtulamadım..
…
Hiç unutmam; Beni yok ettiğin gündü o gün..
Üzerimden umutlar akıyor döneceksin diye, düşlerimin adresi belli,
Birbirimize doyamazken,iki yabancı mı olduk şimdi..?
Ben şimdi, senin yalnızlığında kaldım, hadi sar beni diyor iç ses,hadi sar..!
Gözümden akan tuzlu gözyaşının sıcaklığı geçmeden gel..
Gel ki,
…
Ya da neyse boşver…!!!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
16/12/2008 · Kategori: Alintilar
Ya karanlık çöktüğünde, aldığım karardan dönmek geçerse içimden ve bir küçük kovuk bulup kendime sığınırsam, gün ağarana değin öylece pusmuş şekilde. Bir gün ışığında yürümek düşmez üzerime. Dedimse ‘yürüyeceğim’; kar demeden, yağmur-çamur demeden, sıcak-soğuk demeden, aydınlık-karanlık demeden ilerlemek hep, ilerlemek hep, ilerlemek hep hep hep. Ya bir hışırtı ile irkilirsem!
Ya böğürtlen yemekten bıkar, bir sıcak ekmeğin kokusunu özler, açlığım beni yolumdan döndürmeye çalışır da ve ben de dönmek için en ufak bir geri dönüş hareketi yaparsam. Söz verişim aklımdan çıkar, küsersem kendime, küsüp nefrete meyledersem, bakışlarım çakmak çakmak yanmaya başlarsa. Unutmak geride kalanları, dedimse unutacağım herdem yaşamaktan aynı geridekileri bir bir bir. Ya bir ses yüreğime korku salarsa!
Ya yokluklardan vah’lanmaya başlarsam da sözlerim sese dönüşür de her karşıma gelene kim olduğuna bakmadan anlatır anlatır anlatırsam. Biter amacı adımlarımın. Kırk vakte kadar ölüm kapında der bohçacı kadın, kırk vakte kadar haber kapına gelir, kırk vakte kadar açılır karanlığı göğün, kırk vakte kadar susuzluğunu gideren çıkar... der ve ben inanırsam safsatasına hayatın. Ya kaygı tutuşturursa düşüncelerimi!
Ya ben yoluma bir devam etmekten sıkılır, bir yoldaş ararsam yanıma, yoldaşım düşürürse kalemimi elimden, kalem yiterse, yiterse yazılanlar, kayıp giderse yazılmışlar kağıtların üzerinden, tutamazsam, tutamazsam, tutamazsam. Çarparsa yıldırım gökten, ağarırsa üzerime şavkı hilalin, direnirse yol düzlüğünde, adım adım adım dirençle tükenirsem. Ya kırılırsa harflerimin birlikteliği!
Ya bir han çıkarsa karşıma, girsem dersem, girmeye yeltenirsem düşünmeden, sorarlarsa kaç gece kalacağımı, kaç öğün sofra başına geçeceğimi, cevap verirsem bir de, o gün tamama erene değin söylediklerimden cayamazsam ve yanılgımı sözlerim çıktıktan sonra anlarsam. Boş odada kilitlenmişliğim yüzünden açık havanın serin buğusunu özlersem, atarsam kendimi pencereden uç uç uç, uçarsam kanatsız üstelik. Bir peri kanatlarımı verirse bana geri, öyle özgür, öyle özgür dolanırsam tepeden tepeden. Ya beş bahar daha ötmeye dayanamazsa ağca kuş!
Ya bir de deniz çıkarsa karşıma, elimdekileri, heybemdekileri kumlar üstüne yayıp atlarsam kulaç kulaç kulaç, dönüp bakmazsam geri, gide gide gide okyanusları geçersem, bıraktıklarımdan daha ne kadar uzaklaşabileceğime yorup kafamı ‘henüz değil’ diye diye dünyaları ters takla aşarsam, yine de tutunacak bir dal bulamazsam. Küser yanıma yanaşmazsa hayalimdeki dünya, küser ıslanmaktan hoşlanmazsa rüyalarımdaki şehir, küser susukunluğumdan bıkarsa masallarımdaki her şeyim... Ya bir çekilmeyle dibi boylarsam nefessiz!
Ya asamazsam kaftanımı kurusun diye güneşe!
Naz FERNÎBA
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/10/2008 · Kategori: Kalemimin Iniltisi

Hani avucundaki ışıkla etrafımı aydınlatacaktın ya,
Şimdi sende avucundaki ışıkla karanlığa mahkûmsun!!
Latahzen-Kuzguni
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/10/2008 · Kategori: Alintilar

Saydığım kaç gün oldu
Saydığım kaç gece doldu
Saydığım her gün ayrı dön
Dön istersen
(Ben isterken DÖN)
Ogün Sanlısoy
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::





